EVRENDEKİ BİLİNMEYENLER

Üzerinde yaşadığımız dünya gizemler ve mucizelerle doludur ve hemen herkes açık ya da örtülü bir tarzda bunlara karşı hayranlık duyar. Ancak bu gizem ve mucizelerin gerçeklikleri ve insanlık olarak bu gerçeklikler hakkındaki bilgisizliğimiz bizi pek korkutmuşa benzemiyor.

Doğaüstü yada sıra dışı olaylar denince herhalde çoğu kişinin aklına gelen ilk şeyler, UFO’lar, hayaletler, v.b.’dir. Aslında doğaüstü dediğimiz şey; günümüz biliminin artık kabul etmekte olduğu kimi gerçeklerden, en çok güvenilen akademisyenlerin, bazen mantıklı görünen sebeplere dayanarak ‘saçma’ diye nitelendirdikleri açıklanamayan bazı olay ve olgulara kadar uzanan çok geniş bir bilgi sahasıdır. Bu bilgi sahası insanlık tarihi kadar eskidir. Geçen birkaç milyon yılda büyük ilerlemeler kaydetmiş olmamıza rağmen, insanlık olarak derin bir idrak düzeyine doğru yolculuğumuz hala yavaş sayılır. Yaptığımız her keşifte zihnimize meydan okuyan yepyeni sorularla karşılaşıyoruz. Bir bakıma doğaüstünü bu kadar ilgi çekici yapan da budur. Doğaüstü araştırmalarında, dünyada genel olarak henüz kabul edilmemiş teori ve bulgular incelenerek bilinmeyenlere ışık tutulmaya çalışılır. Ancak ne yazık ki bu yolla insanlığın bilgi hazinesine kazandırılan her gerçekliğin yanında, bir düzinesi bilinmeyenler aleminde kalmaktadır.

Elbette insanlığın aydınlanma yolunda pek çok hataları olacaktır, fakat hatalarımızdan da çok şeyler öğrenebiliriz. Doğaüstü diye tanımladığımız olay ve olguların araştırılması, insanın ve evrenin bilinmeyen yeni yönlerinin keşfedilmesi yolunda bize pek çok imkan ve kolaylık sağlayacaktır.

Ne yazık ki bilim adamları hemen her çağda, doğanın gizemleri peşinden koşan insanlara karşı çok soğuk kalmışlardır. Bunun belki de en büyük sebebi, gizemli şeyleri öğrenmeye çalışan bu maceracı kişilerin gerçeğe bir sınır çizmiyor olmalarıdır. Aslında bu tutumlarında bilim adamlarına hak vermek zordur çünkü ‘gerçek’ dediğimiz şey zaten göreceli bir kavramdır. Bir canlının beyinsel işlevleri tamamen durduğunda, tıbbi olarak o’ canlının yaşamı sona ermiştir. Ancak bu yargı, ölümle hayatın sona ermediğini, ölümün ardında zaman ve enerji kavramlarının dünyamızdakinden çok daha farklı olduğu bir alemin var olduğunu sezen ve ona inanan bir spiritüalistin fikirlerini haksız çıkarmaya yetmez.

Zaman zaman gazete ve dergilerde okuduğumuz, doğaüstüyle ilgili bazı unsurları ve teorileri yalanlayıcı iddialar çoğunlukla alakasız ve kanıtlanamayacak türdendir. Bilim adamlarının kendilerini sarmış olan gereksiz ve hatta zararlı derecedeki şüphecilikten sıyrılıp daha açık fikirli olmaları gerekir. Tabii aynı şekilde bazı doğaüstü tutkunları ve meraklıları da, açıklaması zor görünen her olayı doğaüstü unsurlara bağlayıp durumu bir bilinmezlik havasına sokmamalıdırlar. Bazı durumlarda,— hatta belki çoğu durumlarda — gar p görünen bir olayın, o an farkına varılamamış çok basit bir açıklaması olabilir.

Bundan beş-altı yüzyıl öncesine kadar insanların kullanmakta oldukları ilaçlar ve tedaviler, bugün cadı ya da kocakarı diye tanımladığımız kişilerin uyguladıkları ilaç ve tedavi türlerinden çok farklı değildi. Aslında bunların hepsi bazı bilgi ve tecrübelere göre yapılmaktaydı ve çoğu zaman da işe yarıyorlardı. Bugün bize garip, hatta tiksindirici gelen maddelerden yapılmış bir içecek, çeşitli rahatsızlıklara iyi gelebilecek doğal kimyasal maddeler içeriyor olabilir. Bu gerçeğe rağmen bazı aşırı şüpheci bilim adamları, bilim ahlakına ters düşen bir tutumla, bu tür ilaç ve tedavileri tamamen gülünç olarak nitelendirmektedirler. Herkesin bildiği aspirin, uzun bir süre yalnızca bir ağrı kesici olarak kullanıldı. Ancak yapılan araştırmalar, aspirinin bileşimindeki maddelerin kalp rahatsızlıklarını azaltıcı bir etkisinin de olduğunu ortaya çıkardı. Belki de gelecekte bilim, bugün bize komik gelen ilaç ve tedavi türlerinin bilimsel yanlarını ortaya koyacaktır.

Bugün açıklanamayan ve ‘doğaüstü’ diye tanımladığımız bazı unsurlar, gelecekte bilimsel gerçeklikler olarak kabul edilecek ve okullarda çocuklarımıza öğretilecek. Fakat o zaman insanlar, geçmişte bu gerçekleri savunmuş olan kişilerin iftiralara uğradıklarını, tepki gördüklerini belki de hatırlamayacaklar.

Benjamin Franklin, fırtınalı bir günde uçurtmasıyla çok önemli bir deney yaptığı sırada, herhalde çevresindeki insanlar onun ne yapmaya çalıştığını anlayamazlardı. Ancak Franklin’nin bulguları kendisinden birkaç nesil sonrasında bile, elektrik enerjisinin günlük hayatta kullanılır hale getirilmesi çalışmalarında rehber rolü oynamıştır.

O günlerde bilim adamlarının şüpheyle karışık hevesleri, günümüz teknoloji dünyasının temellerini atmıştır. Doğaüstü hakkında edineceğimiz bilgilerin ne işimize yarayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Aslında yeni ‘bilimsel’ bilgiler, yaşantılarımızı hiç umulmadık yönlerden tamamen değiştirebilir. Örneğin UFO’lar hakkında yeteri kadar araştırma yapılırsa, belki de dünya da har alanda kullanabileceğimiz, elde edilmesi kolay, temiz ve yan- etkisiz yeni bir enerji türünün varlığı ortaya çıkabilir.

Bu yazının yazılış amaçlarından biri de, bu tür yararlı bilgilerin ortaya çıkarılmasında işe yarayabilecek ipuçlarının insanlara aktarılabilmesidir. Doğaüstü olayların temellerinde yatan gerçekleri görebilmenize yardımcı olabilmeyi umut ediyorum.

Yazının okuyucularına önceden belirtmek istediğim bir-iki önemli husus var. Eğer dünya hakkında her şeyi bildiğimizi ve dünyanın artık gizemini kaybetmiş bir yer olduğunu düşünüyorsanız, tekrar düşünmeniz gerekecek. Eğer açıklanamayan sıra dışı olay ve olguları, hayal gücü fazla gelişmiş kişilerin uydurdukları hikayeler olarak görüyorsanız, yanıldığınızı anlayacaksınız. Eğer tüm bu açıklanamayan olayların ne anlama geldiklerini görmek ve dünya hakkında bildiklerinize meydan okuyan gizemli bir alemin pencerelerini aralamak istiyorsanız, fırsat ayaklarınıza kadar geldi.

Bu yazının konuları tüm dünyada insanları zihinlerini en fazla meşgul eden sıra dışı fenomenlerin çoğunu kapsamaktadır. Yazıyı okurken aynı başlıklar altında verilmiş olan konuların aslında birbiriyle alakalı ve hatta birbirlerini bütünleyici yönleri olabileceğini unutmayın.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: