DROPSHIPPING NASIL YAPILIR?

Son dönemde dropshipping popüler bir tecim modeli haline gelmeye başladı. Girişimciler dropshipping modeliyle bilhassa Alibaba üstünden Çin mallarını üstüne birkaç kat kar koyarak Amazon’da bir Amerikalı’ya satabiliyorlar. Yığın gerektirmeyen bu modelde maliyet yok, ithalat yok, risk yok, yalnız aracılıkla bile ülkeye döviz getirmek mümkün. Sadece bu modeli kısa zamanda varlıklı olma yolu olarak görmek de gerçekçi bir yaklaşım değil. Bu yöntemle varlıklı olmayı vaat eden hayal tacirlerine karşı kesinlikle önlemli olunmalı.

DROPSHIPPING NEDİR?

Peki dropshipping mantığı nedir? Ülkeler arası fiyat farklarını kullanıp, ucuz ürün tedarik eden firmaların malını ekonomik refah seviyesinin yüksek olduğu ülkelerdeki tüketicilere satarak aracılıktan kazanma yöntemi olarak tanımlayabileceğimiz dropshipping yöntemi, tüm dünyada yükselişe geçen bir e-ticaret modeli. Yığın tutmadan tecim yapmayı mümkün kılan bu yöntem, sermayesiz ve risksiz bir model olduğundan, bilhassa e-ticarete yeni süregelen girişimciler için pek fazlaca avantaj sunuyor. Dropshipping tedarik yönteminin 2020 yılına kadar tüm online satışların yüzde 20’sini oluşturacağı tahmin ediliyor. Devletimizde daha fazlaca AliExpress vasıtasıyla Çin’deki 3. parti tedarikçilerin ürünlerini listeleyerek, dropshipping siteleri üstünden Amerikalı tüketicilere satmak şeklinde kullanılan dropshipping yöntemi, İspanya, Hollanda ve Norveç şeklinde ülkelerde de popüler. Siparişin teslimatını tedarikçi şirket gerçekleştirdiği için, satışa aracılık eden kişinin herhangi bir kargo maliyeti de olmuyor. Akıllara derhal “Mesela Amerikalı tüketici niçin AliExpress’ten 1 dolara alacağı ürünü benden 3 dolara alsın ki?” sorusu takılıyor. Ülkeler arası fiyat farkları işte bu aşamada devreye giriyor. Bir Amerikalı 1 dolar ile 3 dolar arasındaki farkı önemsemiyor. 3 dolarlık malı 1 dolara bulur muyum araştırmasına girmiyor. Hoşlanılmış olduğu bir ürüne ilk denk geldiği yerden siparişi veriyor. Doğal olarak kendisi için pahalı kategorisine girecek ürünler için bu fazlaca geçerli olmuyor. O nedenle dropshipping ile satılacak ürünler mevzusunda fazlaca iyi bir pazar araştırması yapılmalı. Hem her yerde fazlaca olmayan hususi ürünler, hem de potansiyel müşteriniz için ucuz kategorisine girecek ürünler seçilmeli.

HAYAL TACİRLERİNE DİKKAT

Dropshipping modelinde aracı satıcı olarak yapmanız ihtiyaç duyulan en mühim şey, güvenilir bir tedarikçi bularak ürünü doğru pazarlamak ve doğru tüketici kitlesine ulaştırmak. Feysbuk, Instagram ve Google reklamlarına iyi derecede hakim olmak da gerekiyor. Sadece internette dropshipping yaparak kolayca varlıklı olunacağını iddia eden, girişimcileri gerçekdışı hayallere yönlendiren hayal tacirlerine karşı da dikkatli olunmalı. İnternette bu yöntemin eğitimini veren kaliteli online kurslar olduğu şeklinde, insanları boş hayallere sürükleyerek kendi cebini doldurma ardında olanlar da var.

NASIL YAPILIR?

Peki dropshipping iyi mi yapılır? Ilk olarak kesinlikle kaliteli bir e-ticaret ve ödeme altyapısına haiz olmak icap ettiğini unutmamalısınız. E-ihracat meydana getirecek olduğunuz için güvenilir bir vitrininizin olması koşul. Yoksa sınır ötesindeki potansiyel müşterileriniz sizi eleyerek daha güvenilir görünen kaliteli sitelere yönelecektir. Doğru reklam ve pazarlama modellerini kullanarak çektiğiniz müşteriler, e-ticaret sitenizi ziyaret ederek satın alma yapar. Bundan dolayı sitenizin ustalaşmış bir görünüme ve altyapıya haiz olması kritiktir. Bu aşamaları geçtikten ve artık sipariş almaya başladıktan sonrasında yapmanız ihtiyaç duyulan tek şey, gelen sipariş üstüne 3. parti tedarikçinizden ürünü satın almaktır. Bu aşamada ödemeyi yaparak müşterinizin isim, adres ve kargo bilgilerini tedarikçiye belirtirsiniz. Tedarikçi ürünü kargolar ve ödemeyi sizden alır. Siz ise ödemenizi müşteriden daha ilkin almış olduğunuz için cebinizden hiçbir aşamada para çıkmamış olur.

E-TİCARETTE EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÖDEME YÖNTEMLERİ

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD), e-ticarette en fazlaca hangi ödeme şekillerinin kullanıldığını araştırdı. Kredi kartı ve banka kartı ile ödemeler başı çekerken, alışveriş kredisi ile en fazlaca cep telefonu satın alınıyor.

ETİD verilerine nazaran, Ocak 2017-Nisan 2018 tarihleri içinde verilen siparişlerin yüzde 82’sinde kredi kartı ve banka kartı kullanıldı. Müşterilerin yalnız yüzde 1’lik kısmı iki yada daha çok ödeme tipini tercih etti. Kartla ödemeyi sırasıyla yüzde 10’la kapıda ödeme, yüzde 7’yle havale ve yüzde 1’le alışveriş kredisi ödeme şekilleri takip ediyor.

Alışveriş kredisi, son yıllarda bankalar ile e-ticaret sitelerinin anlaşmaları doğrultusunda kullanılıyor. Tüketiciler, anlaşmalı bankalardan anında kredi alarak istedikleri ürünü alabiliyorlar. Alışveriş kredisinin gerekseme kredisi şeklinde kredilerden farkı ise çoğu zaman satın alınacak ürün tutarında bir meblağ belirlenmesi ve ödeme aşamasında dakikalar içinde onay alınması olarak biliniyor

EN ÇOK SATIN ALINAN ÜRÜNLER

İnternet üstünden kartla meydana getirilen alışverişlerde en fazlaca cep telefonu tercih edildi. Cep telefonunu telefon kılıfları, bebek bezi, kitap, temizlik malzemeleri takip etti.

Alışveriş kredisi ile en fazlaca satın alınan ürünler içinde da gene ilk sırada cep telefonu yer aldı. Cep telefonunu taşınabilir bilgisayar, LCD tv, notebook takıları şeklinde ürünler takip etti. Listedeki ilk 10 ürünün tamamı teknolojik ürünler oldu.

Havale yöntemi ile verilen siparişler içinde ise ilk sıralarda temel besin ürünleri dikkat çekti. Ezmeler, çikolatalar, atıştırmalıklar, tatlı ve şekerlemeler, gazlı ve toz içecekler, makarnalar şeklinde temel besin ürünlerinin yanı sıra kaykay, paten şeklinde ürünler de havale yöntemi ile satın alınıyor.

E-TİCARETE YENİ BAŞLAYACAKLAR İÇİN 4 TAVSİYE

Günlük yüzbinlerce liralık ciro icra eden e-ticaret siteleri bir çok girişimcinin hayallerini süslüyor. Peki e-ticaretten bu kadar para kazanmak bir talih işi mi? Siz de bir çok insan benzer biçimde başarının altında yüksek zeka yattığına mı inanıyorsunuz? Yoksa başarı başlı başına bir emek harcama disipliniyle ilgili olabilir mi? Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Aziz Sancar, “Bir çok insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum” demişti. Ikimiz de buna inanıyoruz. Peki e-ticarette başarıyı yakalamak için iyi mi emek vermeli, iyi mi çalışmalı? Iyi mi bir pazarlama modeli kurgulamalı?

ORTA SINIF KADINI HEDEFLEYİN

E-ticarete yeni başlayacaklar için ilk tavsiyemiz, orta derslik bayanı hedeflemek. Araştırmalara bakılırsa internette para harcayan her 100 hanımdan 72’si yılda minimum bir kez online olarak giyim alışverişi yapıyor. Her 100 hanımdan averaj 35’i de web üstünden otel ve gezi harcanması yapıyor. 100 hanımdan 25’i ise yılda minimum bir kez online ortamda ev eşyası satın alıyor. İşe, bayanlara yönelik ekonomik ürünler satarak adım atmak zekice bir yol olarak görünüyor. Aman dikkat! Ucuza ürün satacağım diye kesinlikle meşhur markaların taklidi giyim eşyaları, ayakkabı ve çantalara yönelmeyin. Bu tür ürünlerin hedef kitlesi, uygun fiyatlı ürün talep eden kitlenin yanında devede kulak bile değil. Kısaca hanımefendilerin oldukça azca bir kısmı öykünmek ürünlere rağbet ediyor. Beğenmiş olduğu ve fiyatını uygun bulmuş olduğu bir ürünün üstünde lüks bir markanın etiketi olması bir çok bayanı ilgilendirmiyor bile. Hedefiniz gösteriş budalası kitle olmasın. Üstelik düzmece ürün satışı ceza alarak sitenizin kısa sürede kapatılmasına neden olur. Siz de cezayı ödeyip siteyi kapattıktan sonrasında her şeye sil baştan tekrardan adım atmak zorunda kalırsınız. Daha ilkin reklama harcadığınız bütçe de böylece çöp olur. Örnek olarak Feysbuk’a düzmece ürün ile bir ihtimal bir kez reklam çıkabilirsiniz. Tespit edilip engelleneceğiniz için ikinci kez reklam çıkmanız mümkün olmaz. Sanal pazar yerlerine ise esasen asla giremezsiniz.

BİR KİŞİYE BİRDEN FAZLA SATIŞ

Reklam ve yazılıma yatırım yaparken amacınız aniden oldukça sayıda kişiye ulaşmak değil, bir kişiye birden fazla ürün satmak olmalıdır. Bir reklam ile bir kişiye birden fazla ürün satmanız, reklam bütçenizi zorlamadan ilerlemenizi elde edecektir. Mesela 10 bin lira reklam verip 10 bin lira ciro elde ediyorsanız, siteyi eninde sonunda kapatmak zorunda kalırsınız. Kolay modül eklentileriyle sitenize girip alışveriş yapmış olan müşterilere aldıkları ürünün yanında alabileceği ürünleri tavsiye edebilirsiniz. Bunun için sitenin veri tabanını kullanarak müşteriye otomatik tavsiyeler veren modüller kullanabilirsiniz. “Bu pantolonu alanlar şu bluzu da aldı” diye bildirimler verebilirsiniz. Kendi veri tabanınız vesilesiyle bir anlamda müşteriye görüntü danışmanlığı hizmeti de vermiş olmuş olursunuz böylece. Müşterinin harcamış olduğu paraya bakılırsa otomatik tavsiyelerde bulunan modüller de oldukça işe yarayacaktır. Böylece kişiye alamayacağı bir ürünü boş yere tavsiye etmemiş olmuş olursunuz.

AKILLI PAZARLAMA

Akıllı pazarlama yöntemleriyle cironuzu, reklam bütçesi oranında arttırmanız da mümkün. Bu anlamda toplumsal medya reklamlarını efektif bir halde kullanmanız önemlidir. Mesela toplumsal medyada reklam verecekseniz, lokasyon ve ilgi alanları benzer biçimde kategorilere uygun reklam vermelisiniz. Böylece sizinle ilgilenmeyecek kişilere değil, ilgili kişilere reklamınız görünecektir. Müşterilerinize ara sıra kendinizi hatırlatmalısınız. Müşterinin izni doğrultusunda uygulamanız üstünden yeni çıkan ürünler hakkında bildirimler yapabilir yada e-mail gönderebilirsiniz.

ÖZEL KAMPANYALAR

Müşterinize hususi kampanyalar yaparak onu mutlu etmeye çalışmalısınız. Böylece sizi arkadaşlarına da anlatacaktır. En mühim pazarlama şekillerinden biri kulaktan kulağa yöntemidir. Böylelikle asla reklam yapmadan müşterileriniz üstünden dolaylı reklam yapmış olmuş olursunuz. Sitenizde chatbot modülü kullanarak müşterilerinizin kullanıcı deneyimini arttırmak da size bağlı müşteriler edinmenize destek olacaktır.

İlgi çekici bir sosyal medya paylaşımı için bilmeniz gerekenler

 

Sosyal medya paylaşım için değişik yöntemler kullanabilir ve sosyal ağlar üstündeki etkileşim ve geri dönüşümlerinizi artırabilirsiniz. Günümüzde sosyal medya üstündeki rekabetin de yoğun olması sebebiyle ilgi çekici yaklaşımlarda bulunmak ve markanıza uygun bir dil seçiminizin olması bu rekabette öne çıkabilmek için önemlidir.

Sosyal medya paylaşımı yaparken bilhassa bilmenizde fayda olan unsurlardan biri de herbir sosyal ağın kendine özgü dinamikleri olduğu ve herbir sosyal ağın kullanıcı kitlesinin değişik olacağıdır. Bu sebeple de sosyal medya paylaşım için düşünce oluştururken bu tarz şeyleri göz önünde bulundurmanız gerekir.

Ilk olarak sosyal medya üstündeki tonunuzu ve hedef kitlenize iyi mi yaklaşacağınızı belirlemeniz gerekir. Bunun için de 4 değişik unsurun kesişim kümesini ele almalısınız. Bu 4 unsur ise şunlar:

  • Hedef kitleniz: Demogrik yapı, konum, mesleki durum ve ilgi alanları.

 

  • Kullanacağınız dil: Resmi, günlük konuşma dili ya da ikisinin içinde bir dil.

 

  • Tonunuz: Keyifli, ciddi ya da endişeli.

 

  • Amacınız: Eğlendirmek, bilgilendirmek, eğitmek ya da birden fazlası

 

Markanız için uygun sosyal medya yaklaşımı ise tüm bu saydıklarımızın kesişim kümesi olacaktır. Mesela keyifli içerikler paylaşacaksanız, hedef kitleniz yaşça birazcık daha ufak olabilir; kullanacağınız dil ve ton da bu durumda daha günlük ve keyifli olacaktır.

 

Bu unsurların üstünde durmanız ilk etapta sosyal medya paylaşım için iyi mi bir strateji izleyeceğiniz mevzusunda size düşünce verecektir. Bundan sonraki adımlarda da konsept olarak bu paylaşımlara olan yaklaşımınızı belirleyecek faktörleri ele alacağız.

 

Hedef kitlenizi iyi anlayın

 

Hedef kitlenizi iyi bir halde anlamanız sosyal medya paylaşım için oldukça mühim kriterlerden biri. Hedef kitlenize hitap eden ve onların ilgisini çekecek paylaşımlar yapmamanız alacağınız geri dönüşümlerin ve etkileşim oranlarının düşmesine niçin olacaktır.

 

Hedef kitlenizi bu sebeple iyi bir halde çözümleme etmeniz, onların ilgi alanlarını, demografik yapılarını, konumlarını ve mesleki durumlarını inceleyerek, sosyal medya paylaşımlarınızı buna nazaran planlamanız gerekir.

 

Hedef kitlenizi tanımak hem de ne süre hangi saatler aralığında paylaşımlar yapmanız gerektiği mevzusunda da size bir ekip fikirler verecektir. Bunlara ek olarak, ne tür içeriklere daha çok ilgi gösterdikleri, hangi mevzular hakkında daha çok konuştukları benzer biçimde mevzuları da daha iyi anlamınızı sağlar. Bu bilgiler sonucunda da sosyal medya paylaşım için belli stratejiler geliştirmeye başlayabilirsiniz.

Bulunduğunuz sosyal ağların dinamiklerini araştırın

 

Her sosyal ağın kendine özgü dinamikleri vardır. Mesela Twitter’da meydana getirilen paylaşımların içerikleri ile Instagram’daki içerikler farklılık gösterir. Bunun yanı sıra kullanıcılar da bu iki sosyal ağı değişik amaçlar için kullanır.

 

Sosyal medya gönderilerinizin ilgi çekici olabilmesi için herbir sosyal ağı değişik değişik ele almalı ve onların dinamiklerine nazaran paylaşımlar yapmalısınız. Bu dinamiklere hakim olduğunuzda ve sosyal ağın amacını anladığınızda bu mecralarda daha dikkat ve ilgi çekici içerikler paylaşabilirsiniz.

Markanızı ihmal etmeyin

 

Tüm bu araştırma ve incelemeleri yaparken markanızı da göz önünde bulundurmanız gerekir. Verdiğiniz hizmetler yada sattığınız ürünler de içeriklerinizi ve sosyal medyadaki tonunuzu etkileyecektir. Ürünlerinizin hitap etmiş olduğu hedef kitleyi seçmeniz bu aşamada daha mühim. Sosyal medyadaki takipçi kitlenizle ürünlerinizin hitap etmiş olduğu kitlenin kesişmemesi, alacağınız geri dönüşümleri düşürecektir.

 

Sosyal medya paylaşım stratejinize ürünlerinizi, markanızın kimliğini, ulaşmak istediğiniz hedef kitleyi dahil etmeniz bu sebeple önemlidir. Markanızın kimliğini yansıtmadığınızda ya da sosyal ağlarda değişik bir hedef kesime ulaştığınızda bu çalışmalardan istediğiniz neticeleri alamazsınız.

Son olarak

 

Sosyal medyada ilgi çekici içerikler hazırlamak için hedef kitlenizi çözümleme ederek, onların etken olduğu saat ve gün aralıklarında onların ilgisini çekebilecek ve markanızla da ilgili olabilecek mevzular üstünde durmanız gerekir.

 

Bu içerikleri bir içerik takvimi üstünde planlamak ve kategorilere ayırmak da içeriklerinizi daha iyi denetim ederek, geriye dönük analizler yaparak, çalışmalarınızın verimliliğini ölçmenizi sağlar.

Topraksız Tarım

Topraksız ziraat, toprak yerine volkanik kayaların kullanıldığı, taş yünü yada perlit olarak adlandırılan maddelerle, değişik minerallerin ve suyun enjekte edilerek meydana getirilen bir ziraat sistemidir.

Hemen hemen daha, azca sayıda girişimci tarafınca meydana getirilen topraksız ziraat metodu, ileride oldukca daha çok uygulanacak olan bir ziraat yöntemi olacak. Ziraat alanlarının giderek verimsiz hale gelmesi, artan nüfus, küresel ısınma ve besin fiyatlarındaki pahalılık gelecekteki en büyük sorunlardan biri. Bu öngörüden yola çıkılarak meydana getirilen araştırmalar, topraksız tarımın fiili olarak uygulanmasıyla başarıya ulaşacak benzer biçimde.

Geleneksel tarıma bakılırsa topraksız tarımdan elde edilmiş verimin 5 kat daha çok olması, ileride karlı işlerin başlangıcında geleceğine işaret. Peki, topraksız ziraat iyi mi yapılmaktadır? Topraksız tarımda daha sıhhatli ve leziz ürünler yetiştirilebilmektedir. Gübreleme, ilaçlama ve aşırı sulama benzer biçimde uygulamalara gerekseme duyulmayan topraksız ziraat, tıbbi bitkilerin ve daha hijyenik bitkilerin yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır.

Topraksız tarımı volkanik bir kaya cinsel olan pomza ile yapmak mümkün. Pomzanın kullanım süresi ise 8 yıl benzer biçimde oldukça uzun bir süre. Topraksız ziraat, bilgisayar kontrollü bir sisteme gerekseme duymaktadır. Güneşin zararı dokunan olan UV ve IR benzer biçimde ışınların ürüne ulaşmasını engellemiş olan sera malzemelerinin kullanılması gerekiyor. Yapılacak yatırımın özünü bu tür malzemeler oluşturuyor. Arazi ile ilgili yatırımlar kiralama ya da satın alma benzer biçimde değişik şekillerde de çözülebiliyor. Bitkilerin gereksinim duyan mineral ve vitaminler, hususi sulama yöntemleriyle bitkilere ulaşıyor. Seranınısıtma sistemi, rutubet dengesi ve buğu düzeyi bilgisayar kontrolü ile sağlanıyor.

Topraksız ziraat ilk kez 1930 senesinde, İngiliz Profesör Dr. William Gericke tarafınca temeli atılmış daha sonraları Hollanda’da geliştirilmiş. Bu uygulamaya 1995 senesinde süregelen Türkiye kısa sürede mühim bir dış pazar ve yatırım alanı konumuna gelmeyi başardı.

Vatanımızda topraksız ziraat oldukca fazla bilinmiyor şundan dolayı bu üretim ağırlıklı olarak ihracata yönelik yapılıyor. Bunun sebebi, topraksız tarımla üretilen ürünlerin maliyetinin yüksek olması ve bu maliyetin fiyata paralel oranda yansıması. Doğrusu, topraksız tarımla 1 liraya mal edilen bir domatesin pazar tezgâhındaki fiyatı averaj 3,5 lirayı buluyor. Türkiye’deki basit bir tüketicinin alım gücünün oldukca üstünde olan bu ürünlerin Avrupa’da alıcısı oldukca. Bu ülkeler, topraksız ziraat yapmak için Türkiye’den toprak satın almaya başladı bile.

Dünyanın en sık tercih edilen üretim şekli olma yolundaki topraksız tarımda ürün, zemindeki toprak içine değil, yetiştirilecek fidelere hususi kaplarda yetişiyor. Fide, Danimarka’dan getirilen Kaya yünü adlı bir maddenin içine dikiliyor. Kaya yünü, suyu tutma özelliğine haiz bir araç-gereç. Bununla beraber kabın içine perlit adında olan madde ekleniyor. Bu madde de ısı yalıtımı sağlama özelliğine haiz olduğundan bitkinin ısı değişimlerinden etkilenmesini asgari düzeye indiriyor.

Fide ekildikten sonrasında, olgunlaşıp meyve verme aşamasında devreye bombus arıları giriyor. Bu arılar, yalayıcı ve emici özelliğe haiz dilleriyle çiçeklenme döneminde, çiçeklerin iç kısmını emerek tozlaşmayı sağlıyor böylece ürün oluşuyor.

Mesela bu yöntemle oluşan bir domates topraklı tarıma bakılırsa daha kırmızı ve sıhhatli oluyor. Fide sıhhatli ve doğru bir halde yetiştirilirse, fidenin ekildiği günden itibaren 70 gün benzer biçimde bir süre sonrasında, ektiğiniz domatesler toplanacak olgunluğa erişiyor.

Girişimci sermayenin son yıllardaki yakın takibe almış olduğu “topraksız ziraat“, yakın geleceğin en popüler yatırım alanlarından biri olmaya aday. Toprak yerine volkanik kayaların kullanıldığı, taş yünü ya da perlit denilen maddelerle çeşitli minerallerin ve suyun enjekte edilmiş olduğu sistem şimdilik azca sayıda girişimci tarafınca yapılıyor.

Adana’dan Denizli’ye, Mersin’den, Afyon’a kadar birçok ilde yatırımcıların arazi almış olduğu topraksız tarımda yatırım maliyeti metrekare bazında averaj 60 Euro olarak hesaplanıyor.

Dünyada ziraat alanları giderek verimsizleşiyor. Öteki taraftan artan dünya nüfusu da küresel ısınma ve besin fiyatlarındaki anormal artışa bağlı olarak gelecekte büyük sıkıntıların habercisi. Geleneksel tarımsal üretimin geleceğine ilişkin bu karamsar beklentiler, bilim dünyasını senelerdir yoğun bir arayış içine itmiş bulunuyor. Mesela topraksız ziraat üstüne meydana getirilen araştırmalar, bugün araştırma boyutundan çıkarak fiili olarak uygulamaya girmiş durumda.

Hemen hemen oldukca oldukca başlangıcında olsa da Türkiye de bu uygulamanın içinde. Türkiye’deki birçok yatırımcı, gelişimleri uzaktan fakat büyük bir ilgiyle izliyor. Türkiye’nin her yerinden, her sektörden girişimcilerin ilgi odağındaki topraksız ziraat, toprağa bakılırsa beş kat daha çok sağlamış olduğu verimle, gelecek devrin en kârlı işlerinden biri olmaya aday. İlginin sebeplerinden biri de bu.